Dr. Fazıl Nimet

Dr. Fazıl Nimet

KULLARI MÜJDELEYEN DEVRİN İMAMİ

 

 

Allah’a giden yol sevgiden geçer, sevgisiz Allah’a yaklaşılmaz, sevgi olmadan gönül dostu olunmaz.

Allahû Tealâ her şeyi insan için, insanı da kendisi için yaratmıştır. Her devirde Allah kendisi için bir kişiyi seçerr. Şûrâ Suresi’nin 13. âyet-i kerimesinin son kısmında Allahû Tealâ şöyle buyuruyor: “Allah dilediğini kendisine seçer ve Allah’a dönmek isteyenleri de kendisine ulaştırır.”

Allahû Tealâ’nın bu seçtiği kişi ruhunu, fizik bedenini, nefsini, iradesini, aklını da Allah’a teslim etmiştir. Yani Allah’ın kendisine seçtiği Allah’ın tasarrufunda olan kişidir. Niyazi Mısrî’nin bir beyitinde ifade buyurduğu gibi:

"Cümle âlem Halık’ındır,

Ama kul eliyle işlenir."

 

Hangi kul? Her dönemde Allah’ın tasarrufuna aldığı kul. Bu kul, ya Allah’ın nübüvvetle vazifeli kıldığı nebîdir veya ondan sonra Allah’ın Sırat-ı Mustakîm üzerinde vazifeli kıldığı, evliyadan en üst seviyedeki Zamanın İmamıdır.

Nebîler Sultanı Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz, bir hadis-i şerifinde bu konuyu şöyle ifade ediyor.

"Allah’ın öyle sevgili kulları, mukarrebleri vardır ki, Allah onlarla kullarına nazar eder, Allah o mukarreblerle kullarının rızkını dağıtır, Allah o mukarreblerle kulları tebşir eder."

 

İşte Nebîler Sultanı Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’den sonra her dönemde Sırat-ı Mustakîm üzerinde vazifeli olan Zamanın İmamı vardır. Allah’a binlerce hamdeder, şükrederiz ki, Allahû Tealâ günümüzde de seçtiği, Sırat-ı Mustakîm üzerinde vazifeli kıldığı mukarreble bize âyetlerini açıklamaktadır. Onunla bizim nefsimizi temizleyerek, onunla bizi kemal derecelerinde ilerleterek, ihlâs noktasına, sevginin üst boyutta yaşanacağı noktaya ulaştırıyor.

 

Bizimle Allah arasındaki ilişkide korku değil sevgi vardır. Bizimle Allah arasındaki ilişkide aşk vardır.

 

3/ÂLİ İMRÂN-31: Kul in kuntum tuhibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkumullâhu ve yagfir lekum zunûbekum, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).

De ki: “Eğer siz Allah'ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbi olunuz ki Allah da sizi sevsin ve sizin günahlarınızı mağfiret etsin (sevaba çevirsin). Ve Allah "Gafur"dur, "Rahîm"dir.”

 

Âli İmrân Suresinin 31. âyet-i kerimesi, bizimle Allah arasındaki ilişkide korku değil sevgi olduğunu ifade etmektedir.

Başlangıç noktasında bütün insanlar dünyaya sevgi ile bağlıdırlar ve bu insanlar Allah’ın seçtiği resûl vasıtasıyla, Allah’ın rızasına davet edilir. Davete icabet eden kişiye, insan ile Allah arasındaki 28 basamaklık dizayn içerisinde ilk 14 basamakta, Allah’ın ve Resûl’ünün sevgisi kalbine yerleştirilir. O zaman, ikinci 14 basamaklık dizayn içerisinde bizimle Allah arasındaki ilişkide Allah’ın mürşidi vardır.

 

Bir Allah dostu: "Dünya sevgisini kalbinizden söküp atmadıkça, Allah ve Resûl’ünün sevgisi gelip yerleşmez" diyor.

Yûnus’u Yûnus yapan, mürşidi Tapduk Emre Hazretleri idi, sahâbeyi sahâbe yapan Allah’ın Resûl’ü idi, Mevlâna Hazretleri’ni ilmin kibrinden yerin tevazusuna indiren ve "hamdım, piştim, yandım" sözünü söyleten mürşidi Şems idi.